Mâliki mezhebi nasıl taklid edilir?
Soru: Diş dolgusu veyâ idrar, yel kaçırma, yahut bir akıntı sebebiyle Mâlikî mezhebini taklîd eden, nelere dikkat etmelidir?

Cevap: Mâlikî mezhebini taklîd eden Hanefî, sadece gusülde, abdestte ve namazda, kendi mezhebine ilâveten Mâlikî mezhebinin farzlarına uyup müfsidlerinden kaçar. Bunlar:

1- Gusülde niyyet, müvâlât ve delk farzdır. Gusülde, abdestte ve namaza başlarken niyette Mâlikî mezhebine uymaya niyet etmelidir. [Müvâlât, uzuvları aralıksız yıkamaktır. Delk avuç ile yıkanan yerleri hafif sıvazlamaktır.]

Gusülde saçları hilâllemek, ya'nî saçların arasına iki eli parmaklarını sokup tahlîl etmek farzdır. [Bu farz, saçı tarakla taramakla da yerine gelir.]

2- Abdestte, niyyet, müvâlât, delk, başın tamamını meshetmek ve sık sakalı yıkamak farzdır. a) Başı meshederken, başın kulak arkasındaki kulağa kadar uzanan saçsız deri de meshedilir. b) Kadın, saçları çok uzun olsa da, hepsini mesheder. c) El parmaklarının arasını hilâllemek farzdır. Ayaklarınki müstehabdır.

3- Hanımına veya yabancı kadınlara [Cildine veya saçlarına] şehvetle dokunan erkeğin, erkeklere şehvetle dokunan kadının abdesti bozulur. Şehvetsiz dokunursa abdest bozulmaz. [Kendi ön edep yerini elin içi ile dokunan erkeğin abdesti bozulur, kadının abdesti bozulmaz.]

4- Teyemmüm, namaz vakti girdikten sonra yapılır.

5- Mestin üst ve altı tamamen meshedilir. Mesti, ayağı yıkamak meşakkatinden dolayı giymek sahîh olmaz. Sünnete uymak veya soğuktan korunmak gibi bir niyyetle giymek lâzımdır.

6- Namazda her rek'atte Fâtiha okumak, iki secde arasında oturmak, rûkü'da, secdelerde tuma'ninet, ya'nî sakin durmak ve namaz sonunda selâm vermek farzdır. [Cemâ'at imâm arkasında Fâtiha okumaz.]

Bir mezhebi taklîd demek, kendi mezhebinden çıkıp, o mezhebe girmek demek değildir. O mezhebdeki taklîd ettiği mes'elenin yalnız farzlarına ve müfsidlerine uyar. Hanefîde sünnet olan bir şey, Mâlikîde mekrûh olsa da yapılır. Meselâ:

a) Hanefî mezhebinde, namaz kılarken, Fâtiha'dan önce, E'ûzü Besmele çekmek sünnet, Mâlikî'de mekrûhtur. Mâlikî'yi taklîd eden, E'ûzü Besmele okur.

b) Bir kadının muayyen hâli 13 gün devam ediyorsa, bu kadının Hanefîye göre on günden sonrakiler özür olduğu için gusledip namazlarını kılar. Mâlikîde, muayyen hâli 15 güne kadardır. 15 güne kadar kan kesilmeden namaz kılamaz. Böyle kadın, 15 güne kadar kan kesilmezse, bekler.16. günü gusledip namaza başlar. Hanefînin farz dediği on günden sonrakileri de kazâ eder. Böylece her iki mezhebin farzlarına uyulmuş, müfsidlerinden kaçılmış olur.

Seferîlik Durumu

c) Seferde on gün kalan 15 günden az kaldığı için Hanefî mezhebine göre misâfir sayılırsa da, Mâlikîye göre mukîm sayılır. Çünkü giriş-çıkış günleri hâriç, 4 gün veya daha fazla kalmaya niyyet eden mukîm olur. 3 veya daha az kalırsa seferî olur. Eğer Hanefîye uyup iki rek'at olarak kılınırsa, amaz sahîh olmaz. Çünkü Mâlikîde mukîm olanın 4 rek'at kılması farzdır. Hanefîde ise seferde 4 rek'at kılmak mekrûhtur. Öteki mezheb farz dediği için farza tâbi' olup namazı 4 rek'at olarak kılmak gerekir.

d) 80 kilometrelik mesâfeye giden Mâlikîde seferî olur. Fakat Hanefîde seferî olmaz, mukîm olur. Eğer burada Mâlikîye tâbi olup iki rek'at kılınırsa, Hanefîye göre namaz sahîh olmaz. Dört rek'at kılmak lâzım olur. Mâlikîde seferî olanın dört rek'atlık farzları iki kılması sünnettir. Mâlikînin sünnet dediğine değil, Hanefînin farz dediğine uyulur.

Demek ki böyle taklîd durumunda hangi mezheb farz diyorsa ona uyulur. Mezhebin biri farz, öteki müfsid diyorsa ne yapmalıdır? Böyle bir husûs yok gibidir.