| İnsana en büyük zarar, kötü
arkadaştan gelir. Kötü arkadaşlarla düşüp kalkan, kılavuzu karga olan nasıl her
zaman temiz olabilir? İyi insanlarla beraber
olan kimse, bir müddet onlar gibi iyi iş yapmasa bile, onların yanında kötülük
edemez. Hadîs-i şerîfte, (İnsanın dini arkadaşının dini gibidir.)
buyuruluyor. (Tirmizî)
Şu hâlde yapılacak iş, arkadaşlık edilen kimselere
dikkat etmek ve kötü arkadaşlardan uzak durmaktır. Nâmûslu, iffetli yaşamak
isteyene cenâb-ı Hakkın bunu nasip edeceği din kitaplarında yazılıdır. Bir
hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
(İffet talep edeni, Allahü teâlâ iffetli kılar.)
&127[Hâkim]
İffetli olan, âile efradının da iffetli olmasını
ister. Onları da kötülükten korur. Kendisi kötü olursa, birgün çoluk çocuğu da
Allah saklasın kötü yollara düşebilir. Çocuklarının iffetsiz olmasını hangi
ana-baba isteyebilir?
Çocuklara iyi örnek olmak lâzımdır. Hadîs-i
şerîflerde buyuruldu ki:
(İffetli olursanız, kadınlarınız da iffetli
olur. Ana-babanıza ihsân ederseniz, çocuklarınız da size ihsân eder!) [Taberânî]
(Kötülükten korunmak için, nikâhlı yaşamak ve
iffetli olmak lâzımdır.) [İbni Asâkir]
Kötülükten Korunmak İçin
Kur'ân-ı kerîmde de namaz kılanın her kötülükten
korunacağı bildiriliyor. Herkes ne ekerse onu biçer. Rüzgâr eken, fırtına
biçebilir. İyilik eden de iyilik biçer. Hem Allahü teâlâ çok merhametlidir. Bir
tohuma, bire on ve daha fazla mahsûl verir. İyilik yönünden bir adım atana çok
şeyler ihsân eder. Günâhlarına pişman olup özür dileyenin günâhlarını affeder.
Yeter ki insan hatâsını bilip özür veya af dilemesini bilsin! "Ben artık
mahvoldum, Allah beni affetmez" diye düşünmek çok yanlış ve çok
tehlikelidir.
Gayrı meşrû işler, dünyada insan için
yüzkarasıdır. Âhırette ise, azâbı çok şiddetlidir. "Ben ölmem" veya
"Cehennem ateşi bana zarar vermez." diyen varsa, dilediği kötülüğü
işlesin! Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
(Dünya için, dünyada kalacağın kadar çalış!
Âhıret için, orada sonsuz kalacağına göre çalış! Allahü teâlâya, muhtâc
olduğun kadar itâ'at et! Cehenneme dayanabileceğin kadar günâh işle!) [Eyyühel
veled]
Öleceğine inanan ve öldükten sonra başına
gelecekleri düşünen, nasıl kötülük işleyebilir?
Gaybı Bilen Var mı?
Suâl: Ba'zıları, "Peygamber de beşer
idi. Nasıl bizim gelecek hakkında bilgimiz yoksa, onun da gâibi bilmesi mümkün
değildir" diyor. Allah peygamberlerine gelecekten ba'zı şeyleri bildirmemiş
midir?
Cevap: Peygamber efendimiz de beşer yâni insan
idi. Fakat "Seyyid-ül beşer" idi, insanların en üstünü idi.
Önünde olanları gördüğü gibi, arkasında olanları da görürdü. Hadîs-i
şerîflerde buyuruldu ki:
(Saflarınızı tamamlayın. Çünkü sizi elbette
arkamdan da görüyorum.) [Müslim]
(Rükü' ve secdeleri düzgün yapın, Allaha yemîn
ederim ki, arkamda sizi rükü' ve secde yaparken görüyorum.) [Buhârî, Müslim]
Gözde görmeyi yaratan Allahü teâlâ, diğer
uzuvlarda da görmeyi yaratmaya kâdirdir. (Buhârî)deki hadîs-i şerîfte,
Peygamber efendimizin gündüz, aydınlıkta nasıl görürse, gece, karanlıkta da aynen
gördüğü yazılıdır.
(Arkasındaki, karanlıktaki şeyleri görürdü.) demek,
(Gaybı bilirdi.) demek değildir. Allahü teâlâ bildirmedikçe gaybı bilmezdi.
Birgün Resûlullahın devesi kayboldu. Münâfıklar
bunu fırsat bilip (Hani göklerden, Cennetten, Cehennemden bahsediyordu. Kaybolan
devesinin yerini bile bilmiyor.) dediler. Münâfıkların bu sözü Resûlullaha
ulaşınca buyurdu ki: (Vallahi ben ancak Rabbimin bana bildirdiklerini bilirim.
Başkasını bilmem. Şu anda Rabbim, bana devemin nerede olduğunu bildirdi. Devem, şu
anda falanca yerdedir.) Tarif edilen yere gidip deveyi bir ağaca bağlı olarak
buldular. (Mevâhib-i Ledünniyye)
Kur'ân-ı kerîmde de gaybı ancak Allahü teâlânın
bildiği, fakat dilediği peygamberlere de bildirdiğini beyân edilmektedir. (Cin 27)
Demek ki gaybı, Allahü teâlâ dilerse peygamberine de
bildirir. Hattâ evliyâsına da bildirdiği birçok hadîs-i şerîfle
açıklanmıştır.Evliyânın bu bilmesine kerâmet, enbiyânınkine de mu'cize
deniyor. |