GUSL (BOY ABDESTİ) ALMAK
Namazın on iki farzı vardır. Namazın oniki
şartından biri, hadesten taharettir. Yâni cünüp olanın gusül abdesti
alması, namaz abdesti olmıyanın namaz kılmak için, namaz abdesti almasıdır.
Namazın doğru olması, abdestin ve guslün doğru olmasına bağlıdır. Cünüp olan
herkesin gusletmesi farzdır. Namaz vaktinin sonunda o namazı kılacak kadar zaman
kalınca, gusül abdesti alması farz olur.
Bu müddet, öğleyi kılmamış kimse için, ikindi
vaktine kadar yâni gusledip öğleyi kılabileceği vakte kadardır. Öğleyi kılmış
kimse için ise, ikindinin sonuna kadardır.
Fakat en güzeli vakit geçirmeden hemen
gusletmektir. Bildirilen bu müddetler, herhangi bir mâni, engel olduğu zaman içindir.
Namaz kılmıyan kimse vaktin sonuna kadar mutlaka gusletmesi lâzımdır.
Guslü geciktirmeden almak çok sevaptır.
Resûlullah efendimiz buyuruyor ki:
(Gusül abdesti almağa kalkan bir kimseye,
üzerindeki kıllar adedince yâni pekçok sevâb verilir. O kadar günâhı affedilir.
Cennetteki derecesi yükselir. Guslü için ona verilecek sevâb, dünyada bulunan
herşeyden daha hayırlı olur. Allahü teâlâ, meleklere," Bu kuluma bakınız!
Üşenmeden kalkıp, benim emrimi düşünerek, cenâbetlikten guslediyor. Şâhid olunuz
ki, bu kulumun günâhlarını af ve magfiret eyledim." buyurur.)
Başka bir hadîs-i şerîfte de,
(Kirlenince, çabuk gusül abdesti alın!
Çünkü kirâmen kâtibîn melekleri, cünüp gezen kimseden incinir) buyuruldu.
İslam âlimlerinin büyüklerinden İmâm-ı
Gazâlî hazretleri, "Tanıdığım vefat etmiş bir kimseyi, rü'yâmda
gördüm. Bana dedi ki, bir miktar, cünüp kaldım. Şimdi üzerime ateşten gömlek
giydirdiler. Hâlâ ateş içindeyim." dediğini nakleder. Tabiî ki buradaki miktar,
biraz önce bahsettiğimiz müddeti aşan miktardır.
Cünüp gezmek çok büyük günâhtır. Bunun için
ne yapıp yapıp en kısa zamanda gusletmelidir. Hele hele günlerce cünüp olarak gezmek
bir müslümanın yapacağı iş değildir. Dedelerimizden, babalarımızdan, buz tutmuş
nehirin buzunu kırıp gusül abdesti aldıklarını çok işittik.
Hadîs-i şerîfte, (Resim, köpek ve cünüp
kimse bulunan eve rahmet melekleri girmez.) buyuruldu.
Cünüplüktün gusletmek sadece namazla ilgili
değildir. Yâni namaz kılmayanın da gusletmesi şarttır. Melekler, zamanında gusül
almayana la'net eder. Yâni cünüp gezmek büyük bir günâh, namaz kılmamak da başka
büyük bir günâhtır. Namaz kılmıyan guslederse, hiç olmazsa büyük günâhların
birinden kurtulmuş olur.
Herhangi bir özürle gusledememiş ise veya gusül
abdesti almanın farz olduğuna inanıyor, tenbellikle almıyor ise dinden çıkmaz.
Büyük günâh işlemiş olur. Ancak, gusletmenin lüzûmuna inanmıyan, gusletmediği
için hiç üzülmiyen, gusletmek aklına bile gelmiyen kim olursa olsun, dinden çıkar,
kâfir olur.
Sünnete uygun gusletmek
Guslün farzı üçtür:
1- Ağzın içini iyice yıkamak.
2- Burnu yıkamak.
3- Bedenin her yerini yıkamaktır.
Her ibadeti Peygamber efendimizin bildirdiği şekil
ile yâni sünnet üzere yapmak lâzımdır.
Sünnet üzere gusül abdesti almak için, önce,
temiz olsa da iki eli ve avret yerini yıkamalıdır. Sonra bedeninde necâset varsa
buraları yıkamalı, bilâhare tam bir abdest almalı, yüzü yıkarken Allah rızası
için gusle niyet etmelidir. Sonra bütün bedene üç def'a su dökmelidir. Önce üç
def'a başa, sonra sağ omuza, sonra sol omuza dökmeli, her döküşte, o taraf tamamen
ıslanmalıdır.
Gusül abdesti almak çok
kolaydır: Şöyle ki, duşun altına girip, ağzına, burnuna su verip
bütün vücudunu baştan ayağa yıkayan, ıslatan gusletmiş olur. Meselâ yazın,
denize dalıp, çıkarken de ağzına burnuna su alan gusletmiş olur. Bu kadar kolaydır.
Cünüp iken, tırnak kesmek, saç-sakal tıraşı
olmak ve başka kılları kesmek mekruhtur. Kadınlık hali buna dâhil değildir. Yâni
kadın bu halde iken, saç, tırnak kesebilir.
Deriye yapışmış, hamur, mum, sakız, yağlı
boya gibi şeyler altına su geçirmediği için, gusle mânidir. Bunun için bilhassa
kadınlar arasında çok yaygın olan, tırnaklara sürülen oje de gusle mânidir.
Çünkü, tırnak üzerinde bir tabaka teşekkül ediyor. Altına su geçirmiyor.
Tırnakların üzerini yıkamak farzdır.
Saç boyaları genelde kına gibidir. Kına altına
su geçirdiği için saç üzerinde yağlı boya gibi tabaka teşekkül ettirmediği için
gusle mâni değildir. Altına su geçirmiyorsa tabiî ki o zaman mâni olur.
Dişlerin arasında ve diş çukurunda bulunan yemek
artıklarının altına su geçmezse, altı yıkanmazsa gusül abdesti geçerli olmaz.
Ağzın içini yıkamak, iğne ucu kadar
ıslanmamış yer bırakmamak farz olduğu için, buna mâni olan herşey guslü geçersiz
kılar. Her halükârda, ağzın içi mutlaka yıkanacak, her tarafına su değecektir.
Küpe deliğinde, küpe yoksa ve delik açıksa
kulağı ıslatırken, delik ıslanırsa yetişir. Islanmazsa, deliği parmakla
ıslatmalıdır. Bütün bunlarda ıslandığını çok zannetmek yetişir.
Gusül abdestinden sonra, vücutta altına su
geçirmiyen bir yer meselâ, yağlı boyalı bir yer görülse veya ağzını veya başka
yerini yıkamağı unutan hemen boyayı kaldırıp altını ıslatması kâfidir. Namaz
kılsa, sonra hatırlasa, orasını yıkayıp farzı tekrâr kılar.
Vücûdun herhangi bir yerine dövme yaptırmak
haramdır. Yaptırmamalıdır. Yaptırılmış ise deriyi kazımak gerekmez. Dövme,
derinin üst yüzeyinin ıslanmasına mâni değildir. Bunun için de gusle zarar vermez.
Abdestte ve gusülde, lüzûmundan fazla su
kullanmak isrâf olup, harâmdır. Peygamber efendimiz, yaklaşık 875 gr. su ile abdest
alır, 4.2 litre su ile guslederdi.
Guslederken, kirden de temizlenmek istenirse o
zaman, önce gusledilir. Bundan sonra da, kirden temizlenmek için yıkanılır. Veya,
önce kirden temizlenir, banyodan çıkacağı vakit, gusül abdesti alır. Bu takdirde
kirden temizlenene kadar gereken su harcanabilir.
Gusülden önce, idrâr çıkararak, idrâr yolunda
kalmış olan menî parçasını çıkarmak, sonra gusletmek lâzımdır. İdrardan sonra
gelen parçalar guslü gerektirmez. Eğer idrara çıkılmamış ise tekrar gusletmek
gerekir.
Dolgu ve kaplama dişi
olanlar
Hanefî mezhebinde, dişlerin arası ve diş
çukurları ıslanmazsa, gusül tamam olmaz. Bunun için, diş kaplatınca ve doldurunca,
gusül abdesti sahîh olmaz. İnsan cenâbetlikten kurtulamaz. Altın, gümüş ve necis
olmayan başka maddelerden yapılan kaplama ve dolguların altına su girmeyince, Hanefî
mezhebi âlimlerinin hepsine göre, gusül abdesti câiz olmaz.
Kendi mezhebindeki bir farzı yapamayan kimsenin,
yalnız bu farzı yapması için başka mezhebi taklîd etmesi lâzımdır. Fakat, bu işi
yaparken, taklîd ettiği mezhebin şartlarını da yerine getirmelidir. Kaplama ve dolgu
yaptıran Hanefî mezhebindeki bir kimsenin, Mâlikî [veyâ Şâfi’î] mezhebini
taklîd etmesi için, gusülde, abdest almakta ve namazda niyet ederken, İmâm-ı Mâlike
[veyâ İmâm-ı Şâfi’îye] tâbi olduğunu hatırlaması yetişir. Ya’nî gusül
abdesti almağa başlarken, (Niyet ettim gusül abdesti almağa ve Mâlikî [veyâ
Şâfiî] mezhebine uymağa) sözünü kalbinden geçiren bir kimsenin, gusül abdesti
sahîh olur. Ağzında kaplama veya dolgu bulunan Hanefî mezhebindeki bir kimse, böyle
niyet edince, guslü ya’nî boy abdesti sahîh olur. Cünüplükten kurtulur, temiz
olur. Mâlikî [veyâ Şâfi’î] mezhebini taklîd edince, abdesti ve namazları sahîh
olur. Kaplama ve dolgusu olmayanlara da imâm olabilir.
Taklid edenin, taklid ettiği mezhebin farzlarına
ve müfsitlerine yani bozan şeylerine uyması şarttır.
Guslü gerektiren
hâller
Hayz veya lohusalık hâli bitince, yahut cünüp
olunca gusletmek farzdır.
Hayz bitince, cünüp de olursa, ikisi için bir
gusletmek yetişir. Kadın cünüp iken hayz görürse, isterse hemen gusleder, isterse
hayz bitine kadar bekler, sonra ikisi için bir defa gusleder. Bir kimse, şu hâllerde
cünüp olur:
1- Zevciyet muâmelesi. [Bu durumda meni
akmasa da, her ikisine de gusletmek farz olur.]
2- Rü'yâda ihtilâm olmak.
3- İstimnâ [mastürbasyon] guslü
gerektirir.
4- Cünüp olup, idrar yapmadan guslettikten
sonra menînin geri kalan kısmı, şehvetsiz aksa, tekrar gusletmek gerekir. Bunun için,
gusülden önce idrara çıkıp, idrar yolunda kalmış olan menî parçasını
çıkardıktan sonra gusletmek lâzımdır.
5- Uyanıp, çamaşırında menî gören,
ihtilâm olduğunu hâtırlamasa da gusleder.
Cünüb olan kimse şunları yapamaz:
1- Namaz kılamaz.
2- Mushafa el süremez.
3- Kur'ân-ı kerîm okuyamaz.
4- Câmiye giremez.
5- Ka'be'yi tavâf edemez.
Halk arasında guslü gerektirdiği sanılan ba'zı
hâller, guslü gerektirmez. Bunlardan ba'zıları şunlardır:
1- Bir erkek, kendi hanımını veya başka
bir kadını yâhut bir erkeği çıplak görmekle, gusül gerekmez. Bir kadın, kendi
kocasını veya başka bir erkeği veya bir kadını çıplak görmekle gusül gerekmez.
2- Kadına dokunmakla, çıplak resme
bakmakla veya düşünmekle mezi gelse, fakat menî gelmese gusül gerekmez.
3- İdrar yaptıktan sonra gelen yapışkan
prostat sıvısı ve vedi guslü gerektirmez. Ağır birşey kaldırmak veya bir yerden
düşmek gibi sebeplerle menî çıkarsa, yine gusül gerekmez.
4- İhtilâm olduğunu hatırlayanın, menî
görmezse gusletmesi gerekmez.
5- Spiral guslü gerektirmez.
6- Kıl koparmak, etek tıraşı olmak,
makattan muayene olmak veya fitil kullanmak, guslü gerektirmez.
7- Kadınların ön ve arkadan muayene
olması ve fitil kullanması guslü gerektirmez. Doktora muayene olurken lezzet duyarsa
gusleder. |