| Soru: Îmân nedir? Cevap: Îmân, Muhammed aleyhisselâmın, Peygamber olarak
bildirdiği şeyleri, akla, deneye ve felsefeye dayanmaksızın, kalb ile tasdîk ve
i'tikâd etmek, inanmak, dil ile ikrâr etmek, söylemektir.
Îmân görmeden olur. Çünkü, görerek, düşünerek
anlamaya kalkışarak inanmak, îmân olmaz, o şeyi bilmek, anlamak olur. Bu şey de,
Allahü teâlânın yarattığıdır. Bunu, O'na ortak yapmış oluruz. Belki de, O'ndan
başkasına îmân etmiş oluruz. Akla uygun olduğu için inanırsa, akla îmân etmiş
olur. Peygambere îmân etmiş olmaz. Veya, Peygambere ve akla birlikte îmân etmiş olur
ki, o zaman Peygambere güven tam olmaz. Güven tam olmayınca, îmân olmaz. Çünkü,
îmân parçalanamaz.
Soru: Îmânı korumak için ne yapmak lâzımdır?
Cevap: Îmânı korumak için îmânı ve
îmânı gideren şeyleri, farzları ve harâmları ya'nî dînin emir ve yasaklarını
öğrenmek ve bunlara uymak şarttır.
Soru: Müslüman kimdir?
Cevap: Muhammed aleyhisselâmın bildirdiği
şeylere tereddütsüz îmân edene, müslüman denir. İnandığı hâlde, dînin emir ve
yasaklarını yerine getirmiyen mü'min olsa da müslümanlığı tam değildir.
Soru: Îmânla amelin birbiri ile ilişkisi nedir?
Cevap: Îmân, muma benzer; dînin emir ve
yasakları, koruyan fener gibidir. Mum ile birlikte fener de, "İslâmiyet" tir,
İslâm dînidir. Fenersiz, muhâfazasız mum çabuk söner. Îmânsız, İslâm olamaz.
İslâm olmayınca, îmân da yok olur. Amelsiz, ibâadetsiz îmân sâhibinin, âhirete
îmânla gitmesi güç olur.
Îmânın şartları
Soru: Îmânın şartı kaçtır?
Cevap: Îmânın şartı altıdır. Bunlar
Allaha, Meleklere, Kitaplara, Peygamberlere, Âhiret gününe, Kazâ-kaderin Allahtan
olduğuna inanmaktır. Buna kısaca Âmentü denir.
Soru: İnanılacak işlerde öncelik var mıdır?
Cevap: Her müslümanın önce îmânın altı
şartını bilmesi ve inanması gerekir. Çünkü bir kimsenin düzgün bir îmânı,
i'tikâdı yoksa, bu kimsenin yaptığı bütün ibâdetlerin, iyiliklerin hiçbir
faydası olmaz. Doğru, düzgün bir i'tikâda sahip olduktan sonra, dînin yasak ettiği
şeylerden kaçınıp, dînin emrettiği şeyleri yapmak gerekir. Bu sıraya dikkat
edilmezse daha sonra yapılanlar faydasız olur, bir işe yaramaz.
Allahü teâlâya îmân
Soru: Âmentü billâhi ne demektir?
Cevap: Âmentü billâhi ifâdesi, Allahü
teâlânın varlığına ve birliğine inandım, îmân ettim, demektir. Allahü teâlâ
vardır ve birdir. Ortağı ve benzeri yoktur. Mekândan münezzehtir, ya'nî bir yerde
değildir. Ayrıca Allahü teâlânın sıfatlarını da bilmek şarttır.
Allahü teâlânın sıfatları ikiye ayrılır:
Sıfât-i zâtiyye, sıfât-i sübûtiyye.
Allahü teâlânın sıfât-i zâtiyyesi altıdır.
Bunlar:
1- Kıdem, evveli yoktur.
2- Bekâ, sonu yoktur.
3- Kıyâm bi-nefsihi, hiç kimseye muhtaç
değildir.
4- Muhâlefetün lil-havâdis, hiç kimseye
benzemez.
5- Vahdâniyyet, birdir ortağı, benzeri yoktur.
6- Vücûd, var olmasıdır.
Allahü teâlânın sıfat-i sübûtiyyesi ise sekizdir.
Bunlar:
1- Hayât, diridir.
2- İlm, herşeyi bilir.
3- Semi, işitir.
4- Basar, görür.
5- İrâde, dileyicidir. Yalnız O'nun dilediği
olur.
6- Kudret, herşeye gücü yeter.
7- Kelâm, söyleyicidir.
8- Tekvîn, hâlıktır, yaratıcıdır. Her
şeyi yaratan, yoktan var eden O'dur. O'ndan başka yaratıcı yoktur.
Allahü teâlânın görmesi, işitmesi, insanların
görmelerine, işitmelerine benzemez.
Meleklere îmân
Soru: Îmânın ikinci şartı nedir?
Cevap: Îmânın ikinci şartı, meleklere
îmândır. "Ve melâiketihi", ben Allahü teâlânın meleklerine
inandım, îmân ettim, demektir.
Soru: Meleklerin özellikleri nelerdir?
Cevap: Melekler yiyip içmezler. Günâh
işlemezler. Meleklerde, erkeklik, dişilik olmaz. Piyasada birçok yerde kanatlı kadına
benzer resimler var. Böyle resimler, Hıristiyan hurâfeleridir. Bize Hıristiyanlardan
geçmiştir. Hıristiyanlar, melekleri hâlâ Allahın kızları olarak bilirler, böyle
inanırlar.
Bu şekilde inanmak, böyle resimlere hürmet edip,
yukarı asmak çok tehlikelidir.
Meleklerin en üstünleri ve peygamberleri Cebrâil,
Mikâîl, İsrâfîl, Azrâîl aleyhimüsselâmdır.
Kitaplara îmân
Soru: Îmânın üçüncü şartı nedir?
Cevap: Îmânın üçüncü şartı kitaplara
îmândır. Âmentüdeki, "Ve kütübihi" ifâdesi, Allahü teâlânın
kitaplarına inandım, îmân ettim, demektir.
Soru: Kaç kitap gelmiştir?
Cevap: Kur'ân-ı kerîmde bildirilen, yüzdört
kitaptır. Yüzü küçük kitaptır. Bunlara (suhuf) denir. Ve dördü büyük
kitaptır. Bunlardan Tevrât, Mûsâ aleyhisselâma; Zebûr, Dâvüd
aleyhisselâma; İncîl, Îsâ aleyhisselâma; Kur'ân-ı kerîm, Muhammed aleyhisselâma
nâzil olmuş ya'nî gönderilmiştir. Kitapların hepsini, Cebrâil aleyhisselâm
getirmiştir. En son, Kur'ân-ı azîm-üş-şân nâzil olmuştur.
Soru: Kur'ân-ı kerîmin özellikleri nelerdir?
Cevap: Kur'ân-ı kerîm gönderilince, diğer
kitaplar neshedilmiş, ya'nî yürürlükten kaldırılmıştır. Kur'ân-ı kerîm,
kıyâmete kadar geçerlidir. Nesholmaktan, ya'nî geçersiz olmaktan ve tebdîl ile
tahrîften ya'nî insanların değiştirmelerinden korunmuştur.
Kur'ân-ı kerîmde eksiklik veya fazlalık olduğuna
inanan dinden çıkar. Hattâ Kur'ân-ı kerîmi Allahü teâlâ tarafından gönderilen
kitap kabûl ettiği hâlde, diğer semâvî kitapların da hâlen yürürlükte olduğunu
zannedip, bunlara göre amel edenlerin de, Cennete gireceğine inananlar da İslâm
dînine îmân etmiş olmaz.
Peygamberlere îmân
Soru: Îmânın dördüncü şartı nedir?
Cevap: Îmânın dördüncü şartı,
Peygamberlere îmândır. Âmentüdeki "Ve rusulihi" kelimesi,
"Allahü teâlânın Peygamberlerine îmân ettim" demektir.
Peygamberlerin ilki Âdem aleyhisselâm ve
sonuncusu, bizim Peygamberimiz Muhammed Mustafâ "sallallahü aleyhi ve
sellem"dir. Bu ikisinin arasında, çok peygamber gelmiş ve geçmiştir.
Peygamberlerin sayısı kesin belli değildir. Kitaplarda, 124 binden ziyâde
peygamber geldiği bildiriliyor. Bunlardan 313 veya 315 adedi Resûldür.
Peygamberlerden meşhûr olanlar: Âdem, İdrîs, Şît,
Nûh, Hûd, Sâlih, İbrâhîm, Lût, İsmâîl, İshak, Ya'kûb, Yûsüf, Eyyûb,
Şu'ayb, Mûsâ, Hârun, Hıdır, Yûşa' bin Nûn, İlyâs, Elyesa', Zülkifl, Şem'un,
İşmoil, Yûnüs bin Metâ, Dâvüd, Süleymân, Lokmân, Zekeriyyâ, Yahyâ, Uzeyr,
İsâ bin Meryem, Zülkarneyn ve Muhammed aleyhi ve aleyhimüssalâtü vesselâmdır.
Bunlardan, yalnız 28'nin isimleri Kur'ân-ı kerîmde
bildirilmiştir. Şît, Hıdır, Yûşa', Şem'un ve İşmoil bildirilmemiştir. Bu 28'den
Zülkarneın ve Lokmân ve Uzeyr'in Peygamber olup olmadıkları kesin belli değildir.
Peygamberlerin sıfatları
Soru: Peygamberlerin sıfatları nelerdir ve
bunların ma'nâları nedir?
Cevap: Peygamberler de diğer insanlar gibi yer,
içer, hasta olur, vefât eder. Hiçbiri aslâ dünyaya muhabbet etmez. Ya'nî dünyayı
sevmez. Ancak onları diğer insanlardan ayıran sadece onlara mahsûs ba'zı sıfatlar,
özellikler vardır. Peygamberler hakkında bilmemiz lâzım olan sıfatlar ya'nî
peygamberlere mahsûs olan özellikler yedidir: Sıdk, Emânet, Tebliğ, İsmet,
Fetânet, Adâlet, Emn-ül azl
Bunların kısaca ma'nâları da şöyledir:
1- Sıdk: Bütün peygamberler, sözlerinde
sâdıktır, ya'nî doğrudur.
2- Emânet: Peygamberler emânete aslâ hıyânet
etmezler.
3- Tebliğ: Peygamberler, Allahü teâlânın
emir ve yasaklarını ümmetlerine bildirirler.
4- İsmet: Peygamberlerin hepsi, büyük ve
küçük, bütün günâhlardan uzaktırlar.
5- Fetânet: Bütün Peygamberler, diğer
insanlardan daha akılıIdır.
6- Adâlet: Peygamberler âdildir, kimseye
zulmetmezler, doğru hüküm verirler.
7- Emn-ül azl: Peygamberlerden, peygamberlik
vazîfesi geri alınmaz.
Âhiret gününe îmân
Soru: Îmânın beşinci şartı nedir?
Cevap: Âmentünün beşinci şartı, âhyret
gününe inanmaktır. Âmentüdeki, "Vel-yevmil âhyri" ifâdesi,
"Ben, âhiret gününe inandım, îmân ettim" demektir.
Herkes ölüp dirilecektir. Cennet ve Cehennem ve
mîzân ya'nî sevâbların ve günâhların tartıldığı terâzî ve Sırât
köprüsü, haşr ya'nî toplanmak ve neşr ya'nî Cennete ve Cehenneme dağılmak, hep
kıyâmet gününde olacaktır.
Soru: Kıyâmetin büyük alâmetleri nelerdir?
Cevap: Îsâ aleyhisselâm yeryüzüne inecek,
Hz.Mehdî' çıkacak, Deccâl, Ye'cûc ve Me'cûc gelecek. Güneş batıdan doğacak.
Dabbe-tül-erd denilen büyük bir hayvan çıkacak. Büyük bir duman her tarafı
kaplayacak. Medine-i Münevvere harap olacak ve Ka'be-i Şerîf yıkıIacak. Biri
Arabistan'da diğerleri doğuda ve batıda olan üç yer batacak. Yemen'de büyük bir
ateş çıkacak. Ve nihâyet Sûrun üflenmesi ile dünya hayatı son bulacaktır.
Kabirdeki sorular
Soru: Kabirde ne sorulacaktır?
Cevap: Kabirde sorulacak şeyleri herkesin
bilmesi, çocuklarına da öğretmesi lâzımdır. Kabirde şu sorular sorulacaktır:
Rabbin kim? Dînin nedir? Kimin ümmetindensin?
Kitâbın nedir? Kıblen neresidir? İ'tikâdda ve amelde mezhebin nedir?
Müslümanlar bu sorulara şöyle cevap verirler:
Rabbim Allah, Dînim, İslâm dînidir. Muhammed
aleyhisselâmın ümmetindenim. Kitâbım, Kur'ân-ı kerîmdir. Kıblem, Ka'be-i
Şerîftir. İ'tikâdda mezhebim Ehl-i sünnet vel-cemâ'attir. Amelde ise Hanefî,
Şâfi'î, Mâlikî, Hanbelî mezheplerinden hangisinde ise onu söyler.
Soru: Kimler kabir sorularına cevap verecek, kimler
veremiyecek?
Cevap: Îmân ile ölen cevap verecek, îmânsız
ölen cevap veremiyecektir.
Doğru cevap verenlerin kabri genişliyecek, buraya
Cennetten bir pencere açılacaktır. Sabah ve akşam, Cennetteki yerlerini görüp,
melekler tarafından iyilikler yapılacak, müjdeler verilecektir.
Bu suâllere cevap veremiyenler, kabirde azâb
görecektir. Cehennemden bir pencere açılacak, sabah akşam Cehennemdeki yerini görüp,
mezarda, mahşere kadar, acı azâbları çekecektir.
Soru: Îmânın altıncı şartı nedir?
Cevap: Îmânın altıncı şartı, hayır ve
şerrin Allahtan olduğuna inanmaktır. Âmentüdeki, "Ve bil-kaderi hayrihi ve
şerrihi minallahi teâlâ" demek, "Hayır ve şer, iyilik ve kötülük, olmuş
ve olacak şeylerin cümlesi, Allahü teâlânyn takdîriyle, ya'nî ezelde bilmesi ve
dilemesi ve vakitleri gelince yaratması ile ve levh-i mahfûza yazmasıyla olduğuna
inandım, îmân ettim. Kalbimde, aslâ şüphe yoktur" demektir.
Bu, kazâ kadere inanmak demektir. Kader, bir insanın
doğumundan, ölümüne kadar, başına gelecek, işlerdir. Kazâ da, bu işlerin başa
gelmesidir.
Soru: Âmentüdeki, Kelime-i şehâdetin ma'nâsı
nedir?
Cevap: Kelime-i şehâdetin kısaca ma'nâsı da
şöyle:
Ben şehâdet ederim ki, Allahü teâlâdan başka ilâh
yoktur ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed aleyhisselâm O'nun kulu ve resûlüdür.
Soru: Îmânın geçerli olması için ne gibi
şartlar lâzımdır?
Cevap: Îmânın sahîh, makbûl ve geçerli
olması için gerekli şartlardan ba'zıları:
1- Îmânda sâbit olmak: Meselâ üç yıl sonra
dînimi bırakacağım diyen, hemen kâfir olur.
2- Havf ve recâ arasında olmak: Ya'nî Allahü
teâlânın azâbından korkup rahmetinden ümit kesmemek. Her zaman korku ile ümit
arasında olmak.
3- Can boğaza gelmeden îmân etmek: Ölürken,
âhiret hâllerini gördükten sonra kâfirin îmânı kabûl olmaz. Fakat o ânda da,
müslümanın tevbesi kabûl olur.
4- Güneş batıdan doğmadan önce îmân etmek:
Artık o zaman tevbe kapısı kapanır.
5- Gaybı yalnız Allahü teâlâ bilir: Gaybı
Allahtan başkası bilemez. Bir de Allahın bildirdiği peygamber, evliyâ veya başka bir
kimse de bilebilir.
6- Îmândan bir hükmü reddetmemek: Küfrü
gerektiren şeylerden kaçmak.
7- Dînî bir hükümde şüphe etmemek: Meselâ
acaba namaz farz mı, içki harâm mı diye şüphe etmemek.
8- İ'tikâdını, inancını İslâm dîninden
almak: Târihçilerin, felsefecilerin değil, Muhammed aleyhisselâmın bildirdiği
şekilde îmân etmek lâzımdır.
9- Hubb-i fillâh, buğd-i fillâh üzere olmak:
Allah için sevmek Allah için düşmanlık etmek. Allah düşmanlarını sevmek, onları
dost edinmek, Allah dostlarına düşman olmak küfrü gerektirir.
10- Ehl-i sünnet vel cemâ'ate uygun i'tikâd
etmek. |